التعابير والأقوال العربية الجميلة ذات مغزى
Arapça Anlamlı güzel Söz ve Terimler
نظمه وترجمه إلى التركية نظام الدّين
إبراهيم أوغلو
باحث أكاديمي تركماني / تركيا
nizamettin955@hotmail.com
1ـ عِندَ الاِلْتِزَامِ
بِالآدابِ تَلْقَى الاِحْتِرَامَ عِنْدَ
الأَحْبَابِ.
Ahlaklı olmaya özen
gösterirsen arkadaşlarından saygı görürsün.
2ـ مَنْ تَحَلَّى بِالفَضَائِلِ
الرَّبَانِيَّةِ تَخَلَّى عَنِ الرَّذَائِلِ
الشَّيْطَانِيَّةِ.
Kim Rabbani erdemlerle
bezenirse (Allah’ın emirlerine uygun hareket ederse)
şeytani kepazeliklerden azade olur.
3ـ
مُسىءُ
الأخلاقِ ذَليلٌّ عِنْدَ الخَلْقِ وَفِي الآفَاقِ.
Kötü huylular, Hak ve
Halk katında rezil olurlar.
4ـ بِالطَّاعَةِ وَالأَعْمَالِ
الصَّالِحَةِ تَتَحَقَّقُ المُعْجِزَةُ
الإلَهِيَّةُ.
İlahi mucizeler
(İstekler)! Allah’a itaat etme ve Salih amellerle
gerçekleşir.
5ـ مَنْ مَرَّ بِاللَّغْوِ
مُرُورَ الكِرَامِ يَنَالُ إعْجَابَ العِظَامِ.
Kim saygın kişiler gibi
dedikodulardan uzak durursa, yücelerin beğenisini
kazanır.
6ـ إنْ لَمْ تَبْتَلِ تُوَاجِهُ
بِمَا لا تَرْتَضِى.
Belâlarla müptelâ olmazsan,
razı olmadığın zorluklarla karşılaşırsın.
7ـ
مُقَابِلَ الإحْسَانِ لاَ تَنْتَظِرْ
الشُّكْرَ والأجْرَ مِنَ الإنسَان، لأنَّكَ
ستَنَالُ الكَثِيرَ مِنَ الإحْسَانِ مِنَ الخَالِقِ
الرَّحْمَانِ.
İyilik karşı teşekkür
ve
karşıtlını
insanlardan
bekleme, çünkü
iyiliğin
karşılığını
Rahman olan Yaratıcıdan
daha çoğunu alacaksınız.
8 ـ اِبْتَعِدْ عَنِ القِيلِ
وَالقَالِ تَنَلْ رَاحَةَ البَالِ.
Dedikodulardan uzak dur,
rahatlık elde edersin.
9ـ إذَا أَرَدْتَ أنْ تَعِيشَ
عَزِيْزًا كَرِيمًا، فَاجْعَلْ الاِسْتِقَامَةَ
لَكَ مَبْدَءًا سَوِيًّا.
Saygın olarak yaşamak
istersen, dürüstlüğü kendine ilke edin.
10ـ إذَا أَرَدْتَ أنْ تَرْتَقِي إلى لكَمَالِ، عَلَيْكَ
أنْ تَتَّقِي من مَساوئ الأعَمَالِ.
Kemale
yücelmek istersen, Kötü işlerden korkman gerekir.
11ـ مَنْ طَلَبَ الشُّهْرَةَ
وَالشَّهْوَةَ وَاجَهَ القَسْوَةَ وَالشِّقْوَةَ.
Şöhret ve
şehvet isteyen, şiddet ve üzüntüyle karşılaşır.
12ـ مَنْ صَدَقَ
أفْلَحَ، وَمَنْ سَعَى نَجَحَ، ومَنْ أخلَصَ سَعِدَ.
Kim doğru söylerse
kurtulur; çalışırsa başarır ve dürüst olursa mutlu olur.
13ـ
إنْ
لَم تُعْرِضْ عَن ذِكْرِ الرَّحْمَانِ فَلَنْ تَعِيشْ
عَيْشَ الهَوَانِ.
Allah’ı zikretmekten
uzak durmazsan; Asla kötü bir yaşam yaşamazsın.
14ـ جِسْمُكَ مَأْدُبَةُ
الدِّيدَانِ وَالفِئرَانِ وَرُوحُك إمَّا فِي العَدْنِ
وَإمَّا فِي النِّيرَانِ.
Bedenin, kurt ve
farelerin sofrası; ruhun ise, ya ateşlerde ya da Aden
cennetindir.
15ـ قَوْلُ الحَقِّ وَاحِدٌ،
وَقَولُ البَاطِلِ مُتَعَدِّدٌ.
Doğru söz bir tanedir;
yalan söz çeşittir.
16ـ الفِئَةَ الضَّالَةَ كَثِيرَةً وَالفِئَةَ الهَادِيَةَ
قَلِيْلَةً.
وَكَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةًً
بإذنِ الله.
Sapık guruplardan çok;
hidayete eren guruplardan ise az görürüz.
Nice az sayıda bir
birlik (gurup) Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği
yenmiştir.
17ـ البَخِيلُ مُحْتَالٌ يُحَارِبُهُ الجَلِيلُ
المُتَعَالُ وَأَنَّه لاَ
يَجِدُ البَرَكَةَ فِي المَتَاعِ وَالأَمْوَالِ.
Cimri olan sahtekârdır,
onunla yüce Allah savaşır ve o yiyecek, giyecek ve
mallarının bereketini görmez.
18ـ السَّعَادَةَ فِي الحَيَاةِ تَتَحقَّقُ عِندَ
الخُشُوعِ فِي الصَّلاةِ.
Hayatta mutluluk, namazı
huşu ile kılarsak gerçekleşir.
19ـ الخُشُوعُ فِي الصَّلاةِ سِرُّ السَّعَادَةِ
وَالنَّجَاةِ.
Namazda huşu, kurtuluş
ve mutluluk sırrıdır.
20ـ أَغْلَبُ الظُّنُونِ
مَظْلِمَةٌ وَحُسْنَ الظَّنِ مَكْرَمةٌ.
Zanların
çoğu zülümdür; hüsnü zan ise asaletliktir.
21ـ
القُرآنُ وَالسُّنَةُ، مِقْيَاسٌ
التَّقْوَى
وَالأَخْلاَقِ الحَسَنَةِ.
Kur’an ve sünnet, Güzel
ahlak ve takva derecesinin ölçüsüdür.
22ـ إذَا أرَدْتَ الآمَانَ وَالاِطْمِئنَانَ عَلَيْكَ
الإيمَانُ بِالرَّحْمَانِ وَالتَّمَسُّكُ بِالقُرْآنِ.
Güvenlik ve güvence
içinde yaşamak istersen; Allah’a imanla beraber Kur’ana
sarılmakla olur.
23ـ لَوْ نِلتَ رِضَاءَ الرَّحْمَانِ
اِطْمَئَنْتَ وَذَهَبَ عَنْكَ الأَحْزَانِ.
Allah’ın rızasını
kazanırsan; güvencede (huzurlu) olursun ve üzüntülerin
yok olur.
42ـ
لو دَعَى المُسلمونَ اللهَ فِي الحَجِّ جَماعَةً بإخلاَصٍ،
لَفَرَجَ عَن كُروبِهم وَبدَّلَ سَيِّئاتِهم حَسَنَاتٍ
وَالحُكَّامَ الطَّاغِين بِالصَّالحينَ.
Şayet Müslümanlar
Hac’da, cemaat olarak ihlâsla dua ederseler, kederlerini
giderir, kötülüklerini iyiliklerle ve zalim
hükümdarlarını Salihleri ile değiştirir.
25ـ سِلاَحُ الحِوَارِ العِلْمِي أَقْوَى مِنَ السِّلاَحِ
النَّوَوِي.
İlmi diyalog; nükleer
silahtan daha güçlüdür.
26ـ
القُصُورُ فِي العُقُولِ تَظْهَرُ عِنْدَ الاِختِلاَفِ فِي
الأُمُورِ.
Akıldaki kusurlar;
ihtilaf ettiğimiz konularda ortaya çıkar.
27ـ اِصْبِرْ عَلَى أَذَى
العِبَادِ تَنَلْ رِضَاءَ رَبِّ العِبَادِ.
Kulların eziyetlerine
katıl; Allah’ın rızasını kazanırsın.
28ـ الصَّابِرُ الشَّاكِرُ لاَ
يَشْقَى وَلاَ يَنْدَمُ وَعِنْدَ اللهِ يُكْرَمُ.
Sabırlı
olan ve şükreden; ne pişman olur, ne de üzüntü görür ve
Allah katında üstün kılınır.
29ـ
لاَ يَخْسَر مَنْ صَبَر أَمَامَ
القَدَر.
Kaderin
karşısında sabreden kaybetmez.
30ـ لَوْ أَرَدْتَ أنْ تَكْسِبَ رِضَاءَ الهَادِي
فَاَيْقِظِ النَّاسَ عَنْ غَمْرَتِهِم السَّاهِي.
Hidayet veren Allah’ın
rızasını kazanmak istersen; unutkan insanı derin
uykularından uyandır!
31ـ الغَبَاءُ لَيْسَ عُذْرًا لِلتَخَلُّصِ مِنَ
الجَزَاءِ.
Aptallık; cezadan
kurtulabilmek için mazeret değildir.
32ـ الإحسَانُ للجَاهِلِ
شَقَاءٌ وَجَزاءٌ، وَالاِبتِعَادُ عَن الجَاهِلِ شِفَاءٌ
وَدَواءٌ.
Cahile;
iyilik yapmak cefadır ve ceza, cahilden uzak durmak ise
ilaçtır ve şifa.
33ـ المثل يقول: اِتَّقِ شَرَّ مَن أَحسَنتَ إليه.
Atasözü
diyor ki: İyilik yaptığın kişinin şerrinden
korun.(tanımadığın kişiler)
34ـ
مَنْ اِبتَغَى تَقدِيرَ البَشَرِ
عَلَيْهِ بِالتَّوَاضُعِ وَتَرْكَ الكِبرِ.
Kim, insanlar katında değer kazanmak isterse; alçakgönüllü ve
kibirden uzak olması gerekir.
35ـ القَنَاعَةُ عِنْدَ
الغِنَى، وَالتَّوَاضُعُ عِنْدَ الشُّهْرَةِ، عُلوٌّ فِي
الهِمَّةِ.
Zenginlikte kanaatkârlık
ve şöhrette alçakgönüllülük; makamlarda yükselmek
demektir.
36ـ الفَصَاحَةُ فِي الكَلاَمِ تَعْنِي الرِّفْعَةُ فِي
المَقَامِ.
Konuşmada belagatli
anlatmak; makamda yücelmek demektir.
37ـ رُبَّ سُوءُ الفَهْمِ فِي الكَلاَمِ يُقَرِّبُكَ مِنْ
حَبْلِ المَشْنَقَةِ وَالإعدَامِ.
Belki,
konuşmalarda anlaşmasızlık olur ve sizi idam ipine
götürür.
38ـ
بِالقِرَاءَةِ وَالدِّرَاسَةِ تَزْدَادُ مَعْلومَةُ
وَثَقَافَةُ الأفْرَاد، وبِالرِّحْلَةِ وَالاِختِلاَطِ،
تَزْدَادُ تَجَارُبَهَا فِي الحَيَاة.
Okuyarak ve çalışarak
bireylerin bilgi ve kültürleri arata. Yolculuk ve
kaynaşmayla da onların hayat tecrübeleri artar.
39ـ
أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ خَيْرٌ مِنْ نَصِيحَةٍ مُتَكَرِّرَةٍ.
İyi örnek olmak; tekrar nasihatten daha hayırlıdır.
40ـ العَالِمُ كَالشَّمْعِ المُنِيرِ يُنِيرُ البَعِيدَ
وَيُظَلِّلُ القَرِيبَ.
Âlim; yanan bir mum
gibidir, uzağı aydınlatır, yakınlarda karartır.
41ـ
كُنْ مُسْتَقِيمًا وَاِعمَلْ
مِنْ أَجلِ إظهَارِ الْحَقِّ،
تَكْسِبْ رْضَاءَ وَرَحْمَةَ الخَالقِ.
Hakikati ortaya çıkarmak
için doğru ol; Yaratıcının rızasını ve rahmetini
kazanırsın.
42ـ الأُمَرَاءُ وَالعُلَمَاءُ صِنفَانِ: مِنُهم
المُرَاؤنَ وَالضَّالون، وَمِنْهُم المُصْلِحُونَ
الهَادُونَ.
Hâkimler ve Âlimler iki
sınıftı: Bunlardan riyakârlar ve Allah’ın yolundan
sapanlardır;
birde Salihler ve
doğru yolu.
43ـ مَنْ طَلَبَ العِزَّةَ
عِنْدَ غَيْرِ رَبِّ العِزَّةِ لَقِيَ المَذَلَّةَ
وَالإهَانَةَ.
Aziz Allah’ın dışında,
izzeti arayanlar, Aziz Allah dışındakilerden, zillet ve
hakaretle karşılaşır.
44ـ اِسْتِشَارَةُ المُؤْمِنِ للْمُؤْمِنِ تَزِيْدُ
النِّعَم وَاِسْتِشَارَةِ المُؤْمِنِ للْكَافِرِ تَزِيْدُ
النِّقَم.
Mümin müminle istişare
ederse nimettirler artar; Mümin kâfirle istişare ederse
felakettirler artar.
45ـ
العَمَلُ بِقَوَّةِ العَقْلِ مَفْخَرَةٌ. وَالعَمَلُ
بِقُوَّةِ العَضَلَةِ فِي غَيْرِ مَحَلِّهَا مَهْزَلَةٌ.
Akıl gücü ile karar
vermek övünç vesilesidir; yersiz yerde adale gücü ile iş
yapmaksa gülünçtür.
46ـ سَيْفُ الشُّجْعَانِ تَسُلُّ مِنْ أَجْلِ العَدَالَةِ،
وَسَيْفُ الجَبَانِ تَطْعَنُ مِنْ أَجْلِ الشُّهْرَةِ.
Kahramanın kılıcı adalet
için çıkarılır; korkanın kılıcı ise şöhret için
saldırılır.
47ـ
الخَاطِبُ بِاللِّينِ،
تَفْتَحُ قُلُوبَ العَارِفِين، وَتَنَل إعْجَابَ
الأَخَرِين.
Yumuşak anlat;
bilginlerin kalplerini fetheder ve başkaların beğenini
kazanırsın.
48ـ لاَ تَنْخَدِعْ بِالأقْوَالِ
الكَاذِبَةِ فَتَنْدَمُ، بَلْ
اِخْضَعْ
لِلأقْوَالِ الصَّادِقَةِ فَتُكْرَمُ.
Yalancı sözlere (sen)
kanma (bir gün anlar) pişman olursun; aksine doğru
sözlere boyun eğ yücelirsin.
49ـ التَّدَابِيرُ لاَ تَعْنِي
تَغِيير الأَقْدَارِ بَلْ هِي حِمَايَةُ مِنَ الأضْرَارِ.
Tedbir
almak, kaderi değiştirmek değildir, aksine zararlardan
(kötülüklerden) korunmak demektir.
50ـ إنْ ظَلَمْتَ الأَعِزَّاء،
عَظَّمْتَ قُوَّةَ الأعْدَاء.
Dostlarına
zulüm (İhanet) edersen; düşmanların gücünü artmış
olursun.
51ـ عِلاَجُ القَلَقِ وَالضِّيقِ
يَكُونُ بِالرَّاحَةِ وَبالقَهْقَهَةِ مَعَ الصَّدِيقِ.
Sıkını ve stresin ilacı;
dostlarla sohbet
ve kahkaha ile
tedavi olur (geçer).
52ـ مَا أَنْكَدَ الحَيَاةَ! عِندَمَا تَأْخُذُ أُمَّةٌ
مُؤْمِنَةٌ نَصِيحَةَ أُمَّةٍ جَائِرَةٍ.
Ne kötü bir yaşayış!
Mümin bir millet; zalim bir milletten nasihatini alırsa.
53ـ كُنْ كَالشَّمْسِ تَشْرُقُ العُقَولَ بِالنُّوْرِ لاَ
كَظَلاَمِ اللَّيْلِ تَحْجُبُ النُّورَ.
Güneş gibi
ol, akılları nurla aydınlat; gece karanlığı gibi ışığa
engel olma.
54ـ إنْ جِئتَ الغَفُورَ الرَّحِيم، وَاِجْتَنَبْتَ كُلَّ
سَحَّارٍ عَلِيم، جُعِلْتَ مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ
النَّعِيم.
Gafur ve Rahim olan
Allah’ın huzuruna gelirsen; bilgin sihirbazdan
kaçınırsa; cennet nimetlerinin varisi olursun.
55ـ
لِكُلِّ فِعلٍ صَدَاهُ.
Her eylemin bir yankısı
vardır.
56ـ إنْ تَحْتَقِرْ
تُحْتَقَرْ وَلَو كَانَ مِنْ غَيرِ البَشَر.
Küçümsersen
küçümsenirsin; insan dışındaki olsa bile.
57ـ حَذَارَ مِنْ أنْ تَهْتَمَ بِالجِسمِ دُونَ الرُّوحِ
فَأَنْتَ بِالرُّوحِ تَسْمُو لاَ بِالجِسمِ.
Sakın ola
ki! Ruhun hariç bedenine önem verirsen; sen bedenle
değil ruhla yücelirsin.
58ـ إنْ تَظلِم اليَتِيمَ تُهْلَك فِي أسُفلِ الجَحِيم،
وإن تُكْرِمهُ تُكْرَم عندَ رَبِّ الكَرِيم.
Yetime
zülüm edersen cehennemin dibinde helak olursun, ona
ikram edersen; Cömert olan Allah’ın katında yücelirsin.
59ـ زَوَالُ النِّعَمِ يَكُونُ بِالكُفْرِ عَلَى
النِّعَمِ.
Nimetin
zevali; nimetleri inkâr etmekle olur.
60ـ رَاعِي عَهْدَكَ تَكْسِبْ تَقْدِيرَ صَدِيقَكَ.
Verdiğin
söze riayet et; arkadaşların takdirini kazanırsın.
61ـ إنْ ظَلَمْتَ الصَّدِيقَ الوَدُود تَعَرَّضْتَ
بِظُلْمِ العَدوِّ اللَّدُوُد.
Sevdiğiniz
arkadaşınıza zulüm ederseniz; sevmediğin düşmanın
zulmüne uğrarsınız.
62ـ إذَا أَمَنتَ بِاللهِ أَمِنْتَ وَاِطْمَأَنْتَ، وَإذَا
أَمَنْتَ بِالجِنِّ هَلَكْتَ وَخَسِرتَ.
Allah’a
iman edersen, (Kötülüklerden) rahat ve güvende olursun;
cinlere inanırsan, zarar edersin ve helak olursun.
64ـ
خَاطِبِ الجَاهِلَ بِالتِي هِي أحْسَنْ، وَخَاطِبِ
الظَّالِمَ بِالطَّريقة الَّتِي يَفْهَمْ.
Cahille en iyi şekilde muhatap
ol ve zalimle de anladığı dille muhatap ol güvende
olursun.
64ـ الاِبتِلاءُ عِبرَةٌ للنَّاسِينَ، وَتَوْبَةٌ
للعَاصِيْنَ،
وَمَغْفِرَةٌ للمُؤمِنِينَ.
İptila,
(Allah’ı) unutanlara ibret, asilere tövbe ve müminler
için bir bağıştır.
65ـ إعدَادُ الفُرْسَانِ يَكُونُ بِالتَّعْلُّمِ
وَالعِرفَانِ لاَ بِالتَّوَكُلِ وَالغَشَيَانِ.
Binicileri yetiştirmek; öğrenmek ve irfanla olur; başkasına
dayanıp karıştırmakla olmaz.
66ـ كُنْ حَلِيمًا وَقُورًا
فَتُشْكَر، وَلاَ تَكُنْ عَجُولاً سَفِيهًا فَتُحْقَر.
Vakarlı ve
sabırlı ol!
Mükâfatlandırılacaksın;
acele edip aptal olma zelil olursun.
67ـ
كَيْفَمَا كَانَ الإنْسَانُ فِي السَّبْعِ فَهُوَ فِي
السَّبْعِينِ أَيْضًا.
İnsan yedisinde ne ise,
yetmişinde odur.
68ـ وَقَدْ تَتَغِيرُ الطَّبَائِعُ مِنَ السَّبْعَةِ إلى
السَّبْعِينِ بِالإيمَانِ وَالتَّربِيَةِ وَبِالعَزْمِ
المَتِينِ.
(İnsanların) Huylarını yediden yetmişe; ancak iman, eğitim ve
sağlam kararlılıkla değişebilir.
69ـ يَكونُ تَغِييرَ سَجِيةَ البَشَرِ، بِتَزْكِيَةِ
نُفُوسِ البَشَرِ.
İnsanların
huylarını değişmek, insanların nefislerini terbiye
etmekle olur.
70ـ لاَ تَفْتَرِي عَلَى ذَنْبٍ لَمْ يُثْبَتْ فِي
القَضَاءِ، فَإنَّهَا كَبِيرَةٌ لاَ تُغْفَرُ عِندَ
عَدَالَةِ السَّمَاءِ.
Mahkemece
ispat edilmeyen (sanığa) suça iftira atma; bu büyük bir
günahtır Allah’ın adaletinde bağışlanamaz. (göklerin
rabbi katında bağışlanamaz).
71ـ مَنْ سَعَى حَقَّقَ النَّجَاحَ بِمُنْقَطِعِ
النَّظِيرِ، وَمَنْ نَاضَلَ نَالَ إِعجَابَ الجُمْهُورَ
الكَثِيرِ.
Kim
çalışırsa en iyi şekilde başarıyı elde eder; kim de
mücadele verirse birçok halkın büyük beğenisini kazanır.
72ـ رُبَّ كَلاَمِ مَعْصُومٍ دُوُنَ لُزُومٍ، يُقَلِّبُ
صَدِيقٍ حَمِيمٍ إلى صَدِيقٍ ذَمِيمٍ.
Belki
suçsuzun lüzumsuz konuşması; dost olan arkadaşını kötü
arkadaşa dönüştürebilir.
73ـ لِكُلِّ سُؤَالٍ جَوَابٌ، وَلِكُلِّ جَوَابٍ
اِحتِمَالُ الخَطَأْ وَالصَّوَابِ، فَإنْ أَصَبْتَ فَلَكَ
الوِدّ وَالتَّقْدِير، وَإنْ أَخْطَأْتَ فَلَكَ الكَدّ
وَالتَّحْقِير.
Her
sorunun bir cevabı vardır ve her cevabın yanlışlık ve
doğruluk ihtimali vardır; şayet doğru karar verirsen
sana sevgi ve değer verilir; şayet yanlış yaparsan sana
hor görülüp aşağılanmak
kalır.
74ـ لَوْ أَصْغَيْتَ إلى حَدِيثِ النَّاسِ لأَدْخَلْتَ
السُّرُورَ إلَى قُلُوبِ النَّاسِ.
İnsanların
konuşmasını iyi dinlersen; onların kalplerine mutluluk
verirsin.
75ـ لاَ تَطْلُب العِزَّةَ مِنَ الفَجَرَةِ وَالْكَفَرَةِ
فَتَلْقَى الإهَانَةَ وَالمَذَلَّةَ.
Ta’zim ve
saygıyı günahkâr ve kâfirlerden bekleme; onlardan zillet
ve sefalet görürsün.
76ـ إنْ لَمْ تَحْسِدْ عَلَى
مَا عِندَ النَّاسِ مِنَ النِّعَمِ، بُوْرِكُتَ بِأَكْثَرِ
مِنهَا بِمَاعِندَهُم مِنَ النِّعَمِ.
İnsanlardaki nimete kıskanmasan; onlarda bulunandan daha
fazlası ile bereketlenirsin.
77ـ عِندَ التَّخلصُ مِنْ
الثَّلاَثَة: "مِنَ الفَقِرِ المُؤَدِّي إلى الجُحُودِ،
وَالخَوْفِ المُؤَّثِّرِ عَلَى عَاقِبَةِ الأُمُورِ،
وَالدُّسْتُورَ المَبْنِي عَلَى الشُّرُورِ. يُؤديك إلى
الإبداعِ فِي الثَّلاثَة : "في العُلومِ الكَثيِرَة
والتّكْنُولوجِيا العَظِيمَة وَالأخْلاَق الكَرِيَمةِ.
Şayet üç
şeyden kurtulursan: Küfre yol açan yoksulluk; geleceğini
etkileyen korku ve kötülük üzerine kurulan yasa, Üç
konuda harika üstünlük elde edecek: Bilimlerin
birçoğunda, büyük sanatlarda ve güzel ahlakta üstün
olacaktır
78ـ كُنْ مُسْتَقِيْمًا
وَاِلتَزِمْ مَنْهَجًا سَلِيمًا، تَعِشْ بإنتِظَامٍ أمِنًا
مُطمئنًّا.
Dürüst ol! Kendine iyi
bir ilke edin, düzenli
olarak, güvenilir
ve rahat olarak yaşarsın.
79ـ
لاَ تَكُنْ مَعَ الغَاوِين
فَتَظْلِم نَفْسَكَ وَالأَقْرَبِين.
Saptıranların yanında
olma, hem kendine hem de yakınlarına zulüm etmiş
olursun.
80ـ
أكثرُ الطَّاغِين يَرِثُونَ
الظُّلْمَ عَلَى المُؤيِّدين.
Birçok azgınlar,
destekleyen kişilere zulüm etmeyi varis kılarlar.
81ـ مَنْ أَمَنَ بِاللهِ فَقَدْ ظَفَر وَمَنْ أَمَنْ
بِالطَّاغُوتِ فَقَد كَفَر.
Kim Allah’a inanırsa
(saadeti) kazanmış olur, kim de zalimlere inanırsa
Allah’ı inkâr etmiş olur.
82ـ إنَّ تَظْلِمْ تَلْقَى الظُّلمَ مِنَ الظَّالِم.
Kimseye zulüm etme,
zalimlerin zulmü ile karşılarsın.
83ـ
لِكُلِّ إنْسَانِ وَلِيُّهُ مِنَ الشيطَانِ أو
الرَّحْمَانِ، فَيَتَوَلَّى أُمُورَهُ بِمَنْ يَميلُ إليهِ
فَيَسْتَحِقْهُ.
Her insanın muhakkak
şeytani veya Rahmani bir Velisi var; kime yönlenirse o
onları hak ettiği ile yönlendirir.
84ـ العِصمَةُ عِندَ
الأَنْبِيَاءِ خَاصِيَّةٌ، وَالهَفْوَةُ عِندَ
الإِنسَانِ فِطرَةٌ، وَالتَّوْبَةُ عِنْدَ الْخَاطِئِينَ
فَضِيلَةٌ.
Masum olmak
peygamberlere has bir özelliktir; yanlış yapmak ise
insanın bir fıtratıdır; yanlış yapanlar için tövbe etmek
de bir fazilettir.
86ـ لا تَعبُدْ الزُّعماءَ وَالأوليَاءَ، لأنَّهُم عِبَادُ
الرَّحمانِ وَغيرُ مَعصومينَ قد يخطئونَ وقد يُصيبون.
Evliya ve
liderlere tapma, çünkü onlar masum değillerdir, Allahın
kullarıdır, yanlış da ve doğruda yapabilirler.
85ـ كَلاَمٌ جَمِيلٌ
يُقَرِّبُكَ مِنَ عَلاَّمٍ جَلِيل.
Güzel
sözler seni yüce Allah’a yaklaştırır.
87ـ
الاعتِقَادُ باللهِ تَكُونُ بَيْنَ الزِّيَادَةِ
وَالنُّقْصَانِ،
وَقَدْ يَنْتَهي بالإيمَانِ أو
بالطُّغيَانِ.
Allah’a iman etmek,
artama ve eksilme arasında gider gelir; ya dinden yana
yâda azgınlığa devam etmeyle sona erer.
88ـ
مَنْ هَاجَرَ مِنْ
بَلَدٍ ظُلْمًا
وَهَوَانًا، عَلَيْهِ
بِالرُّجُوعِ إليْهَا مُظَفّرًا وَمُنْتَصِرًا.
Kim bir
yerden aşağılıkla ve zulüm ile hicret ederse; Oraya
zaferle ve galip gelerek dönmesi gerekir.
89ـ النَّصِيحَةُ المُكَرَّرَةُ
الغَيْرُ الهَادِفَةِ، مُمِلَّةٌ وَضَيَاعٌ لِلْأحِبَّةِ.
Amaç belirtmeden, tekrarlanmış bir nasihat, sıkıcı ve sevdiklerini
kayıp etmek demektir.
90ـ
لاَ تَتَّخِذْ لِمَنْ لاَ يَخَافُ اللهُ صَدِيقًا
حَمِيْمًا، قَدْ يَضُرُّّكَ وَيَظْلِمُكَ ظُلْمًا
شَدِيدًا. (خَاف مِن الذي لا يخَافُ اللهَ) "لأنَّ لهؤلاء
لادين ولا ربَّ لهم. وكيفية كون طريق الله معلوم".
Allah’tan korkmayanları dost edinme! Onlar sana zarar verir ve çok
zülüm edebilir.
(Allah'tan
korkmayandan korkulur). ‘’Çünkü onların Allah ı ve dini
yoktur her şeytani işleri desteklerler. Allahın yolu da
ne olduğu bellidir’’
91ـ الأَنَانِيَّةُ
يُقَرِّبُكَ مِنْ نَارِ السَّمُومِ، وَالإِيثَارُ
يُبْعِدُكَ مِنْ نَارِ الجَحِيمِ.
Bencillik seni cehennem
ateşine yaklaştırır. Başkasını kendine tercih etmezsen
cehennem ateşinden uzaklaştırır (alıkoyar).
92ـ كَسَبُ العُلُومَ وَالمَعَارِفَ تَكونُ عِندَ
مُجَالَسَةِ العُلَمَاءِ، وَكَسَبُ الآدَابَ وَالأخْلاَقَ
تَكُونُ بِمُعَاشَرَةِ الأَولِيَاءِ.
İlim ve irfanı Âlimlerin
meclisine katılması ile elde edilir. Edep ve ahlak ise
Evliyaların sohbetleri ile elde edilir.
93ـ الظَّالِمُ الجَانِي
مَصِيرُهُ كَالفِرْعَونِ الطَّاغِي.
Zalim ve caninin sonu azıtmış firavun gibidir.
94ـ لَوْ أَرَدْتَ التَّولي وَالحُكْمَ
بِالعَدْلِ وَالإحسَان،
عَلَيْكَ بِتَوَلِّي الآهِلُ وَالمُحِبّ
للأعْمالِ مِنَ الإنسَان.
Adil ve iyilik yaparak
yönetmek ve hüküm etmek istersen; İşi seven ve ehil olan
insanları atayacaksın.
95ـ
لاَ تَنْخَدِعْ بِأَقْوَالِ الفَاسِقِين وَتَبتَعِد عَنِ
الحَقِّ المُبِين، فتنسى قولَ رَبِّ العَالَمِين (إذَا
جَاءَكَ فَاسِقٌ بِنبأٍ فَتَبيَّنوا).
Günahkârların sözlerine
kanma ve haktan uzak olursun
ve iki cihanın rabbini unutursun
olursu. (Eğer
bir fâsık size bir haberle
gelirse onu iyice
araştırın).
96ـ لاَ تَتَّبعْ زُخْرُفَ القَوْلِ فَتَكُنْ مِنَ
الخَاسِرِين، بَلْ اِتَّبَعْ أَحْسَنَ القَوْلِ فَتَكُن
مِنَ الفَائِزِين.
Süslü sözlere kanıp uyma ziyan etmiş olursun. Sözün en güzeline uy
kazanmış olursun.
97ـ
إنْ تَتَّبِع الخَطِيئَةَ
فيَكُن الشَّيْطَانُ وَلِّيُكَ، وَإنْ تَتَّبِع الحَسَنَةَ
فيكُنْ الرَّحْمَانِ وَلِّيُكَ.
Günahları takip edersen şeytan yardımcın olur. Hayır, işlerini
takip edersen Allah yardımcın olur.
98ـ
لاَ تَكُنْ كَالْكَلْبِ
يَلْهَثُ وَرَاءَ صَاحِبِهِ فَيَسْخَرُ مِنْهُ
وَيَسْتَصْغِرْهُ، بَلْ كُنْ كَالإِنْسَانِ الَّذِي يُطِع
رَبَّهُ فَيُعَظِّمْ شَأْنَهُ وَيُكْرِمُهُ.
Köpek gibi
dillerini çıkarıp sahibinin beşinden gidenler gibi olma!
O, ona alay edercesine küçümser; aksine Allah’a itaat
eden insan gibi ol! O, onun şanını yüceltir ve
ödünlendirir.
99ـ
إنْ أَرَدْتَ كَسْبَ مَوَدَّةَ
النَّاسِ عَلَيكَ أَنْ لا تَتَدَخَّلَ في أُمُورِ
النَّاسِ.
İnsanların sevgisini kazanmak istersen; insanların işine
karışmaman gerekir.
100ـ
وَضْعُ الهودَجَ على الجَبلِ، أسْهَلُ من إفهامِ الكلامِ
للجَاهلِ.
Cahile söz anlatmaktansa,
deveye hendek atmak daha iyidir.
101ـ
حِرْفَةٌ مُقَدَّسَةٌ جَوْهَرَةٌ ثَمِيْنَةٌ
وَنِعْمَةٌ
كَبِيرَةٌ.
Kutsal bir meslek edinmek;
kıymetli
bir mücevherdir ve büyük bir nimettir.
102ـ
قَبْلَ أنْ تَعطِيهِ سَمكةٌ عَلّمهُ كَيْفَ يَصطَادُ
السَّمك.
(Bir insana
balık vereceğine balık tutmayı öğret)
.(Bana
Balık verme, Bana
Balık
tutmayı öğret).
نظام الدين إبراهيم أوغلو ـ جامعة هيتيت ـ تركيا